Risk Almak: Olasılıklar Tahmin Ettiğinizden Daha İyidir

Risk Almak: Olasılıklar Tahmin Ettiğinizden Daha İyidir

Bugüne kadarki hayatınızda daha cesur olmak, kendinize daha çok güvenmek, risk alırken daha dikkatsiz davranmak istediğiniz zamanlar hangileriydi?

Hatırladınız mı? Kırklarında ya da daha yaşlı olanlarla konuştuğumda, çoğu bir daha kariyer yapabilseydi daha fazla risk alacağını, daha az oturup çok konuşacağını söylüyor. Kısacası, risk alırken daha cesur olabilmeyi istiyor. Belki siz de öylesinizdir.

Bizi başarısızlığa itebilecek ya da itibar, para, sosyal statü, gurur gibi başka tür kayıplara sebep olabilecek bir konu hakkında harekete geçip geçmeyeceğimizi düşündüğümüzde, alacağımız riski değerlendirirken dört temel unsuru yanlış değerlendirmeye doğuştan eğilimimiz vardır.

1. Bir şeylerin kötüye gitme ihtimalini gözümüzde büyütürüz.
Yolunda gidebilecek şeylerdense, kaybedeceğimiz, feda edeceğimiz ya da kötüye gidebilecek şeyleri düşünme eğilimini gösteririz. Üstünde durduğumuz şeyleri kafamızda büyüttüğümüz için yanlış kararlar veririz ve olayın gerçekleşebilme ihtimalini abartırız.

Ancak risk almanın işe yaramayacağına dair düşüncelerimiz tahmin ettiğimiz gibi değildir ve olasılıkların olumlu sonuçlandığı çok sık görülür.

2. İşler kötüye giderse olabilecekleri abartırız. Ben buna “kıyameti koparmak” diyorum. Kafamızda olabilecek en korkunç ve en dramatik senaryoyu çizeriz. İşler yolundan çıkmaya başladığında hemen önlemek ya da durumu yatıştırmaya çalışmak sakince beklerken her şeyin şok edercesine kontrolden çıkacağını, sefalet içinde olacağımızı, ailemiz tarafından ayıplanacağımızı, akranlarımız tarafından dışlanacağımızı ve hatamız yüzünden sonsuza kadar utanç duyacağımızı düşünürüz. Tamam, belki de çok abarttım. Belki de böyle kıyameti koparmıyorsunuzdur. Ancak planlarımız işe yaramadığında olabilecekleri abartmaya sinirsel açıdan yatkın olduğumuz ve bundan daha fazla etkilenmeyi engelleyememiz asıl meseledir.

3. Aldığımız riskin sonuçlarıyla baş edebilme becerimizi küçümseriz. Bu da yukarda bahsettiklerimize yakından ilgilidir ancak genel kabiliyetimizle daha bağlantılıdır. Bunu söylemekten nefret ediyorum ama, konu kendi yeteneğini küçümsemek ve kendinden şüphe etmek olunca kadınlar en büyük suçludur. Sık sık kendimizi alt etmeyi başarıp başarmayacağımız konusunda endişeler yaşarız. Sonuç olarak, zorluklarla baş etme konusunda kendi yeteneğimize tam olarak güvenmediğimiz için yeni görevler almaktan ya da yeni fırsatlar kovalamaktan kaçınırız.

4. Mevcut halimizi sürdürerek eylemsizliğin bedelini önemsemeyiz ya da reddederiz. Kendimize “O kadar da kötü değil,”diyerek durumumuzun zamanla bir şekilde daha iyi olacağı ve olayların çözüme kavuşacağı umuduyla kendimizi kandırırız. Mevcut halimizi sürdürmenin, kendimizi tehlikeye atmamanın ve başarısızlık riskine sokmamanın ya da aptal görünmemenin neden “mantıklı” olduğu konusunda bahaneler üretiriz. Aslında, işimize yaramayan şeyler zamanla , iyiye değil, kötüye gider. Sorunlar ilişkilerimizde tanımsız halde kalır ve azalmaktan ziyade büyümeye meyillidir.

1. Güzel, zaten beklenmedik fırsatlar genellikle risk aldığınızda gelir.
2. Risk almak güveninizi gösterir ve ön plana çıkmanızı sağlar
3. Risklerden ders alırız ve bu dersler bize önemli, yeni yollar açar.
4. Başarı kucağınıza düşmez, onu kovalamak zorundasınız.
5-Risk almadan hayallerinizi gerçekleştiremezsiniz.
6- Risk almak başarısızlık korkunuzu yenmenizi sağlar.
7- Risk almak gelişigüzel davranmak anlamına gelmez.

1Comment
  • Ediz Tuğrul
    Posted at 14:57h, 24 Haziran Cevapla

    Yaprak Hocam, adeta duygularımıza tercüman olacak bir yazı paylaşmışsınız. Ders’de de bu konuda paylaşımlar yapmış ve arkadaşların oldukça ilgisini çekmiştiniz. Teşekkür ederim.
    Ediz Tuğrul

Post A Comment